akören ziyaretci defteri

Sevgili Akörenli Hemşerilerim, yorumlarınızı lütfen ağır itham ve hakaret etmeden yapın.Ayrıca Bu tarihten itibaren isimsiz yazılan hiç bir yorum açılmayacaktır.Anlayaşınız için teşekkir ederiz Akören Sitesi
173
Milli Yorumcu
25 Ocak 2010 22:18
Çağlarken rumuzlu yazı yazan değerli hemşehrim. Benim 282 no'lu yazımı dikkatli okuduysan, ben bir tespitte bulundum. İnsanların öldüğü gibi tabiki zamanla bazı örf ve adetlerimiz kaybolup yok olacaklar. Şimdi ekinler biçerle işleniyor. Yani bir günde hatta birkaç saatte harmanı kaldırıyorsun. DİKENLİK yeme diye bir adet artık kalkmıştır. Ben her bayram Akviran'dayım 5 veya 6 oda da bayram yemeği yeniyor. Düğün yemeği var diyorsun doğru, ama; değişime uğradı. Ben önceki düğün yemeklerini yazdım. Şimdi ise ya şehirden hazır gelir veya Konya usulü pirinç pilavlı oluyor. Ben en son düğün pilavını Sabit Dinç'in oğlunun düğün pilavını yedim. Diğer adetlerimiz niye yapılmıyor diye değil bizim kuşak o olayları ya yaşadı yada şahit oldu. Benim Akviran'a gelmediğimi, uzaktan salladığımı yazmışsın, eğer; Akviran'a giriş için vize uygulaması yaparsanız. Benim Bir hafta gelmezsem öbür hafta mutlaka Akviran'da olduğumu görüsün, ama; yazdıklarına bakarsam bizim çocuklarımız belki de torunlarımız yaşında olduğun belli, Çünkü; oduna gitmediğinden falan bahsetmişsin. Hemşehrim kimseye niye bu adetler yok artık deme lüksümüz yok. Ben daha önceki yazılarımda da belirttim Milli Yorumcu olayları bazen mizahlı, bazen de karikatüristik bir yaklaşımla ele alır. Bu yazmış olduğum örf adetler ve diğer yazılarım ben biliyorum arşivlenmek üzere dosylanıyor. Ben kimseyle polemiğe girmek istemem, çünkü bu olaylar kimsenin tekelinde değil ki sahiplensin, lütfen yazılarımda hakaret varsa düzeltin. Selam.
172
caglarken
25 Ocak 2010 18:45
bu arada benim bilmediğim dikenlik ve şu kütük dökmedir. birde oduna gitmemişimdir. Biz hala senin o vardı dediklerini yani şimdi olmuyormuş gibi aksettiklerini hala yaşarız ama sen bu memlekete çok uzakta olmalısın
171
caglarken
25 Ocak 2010 18:40
efendim gerçekten bi maruzatım var;
sayın milli yorumcu abimiz sen akörene gerçekten gelmiyon gelsen bilirdin yani senin o çok güzel geleneklerimzi vardı dediğin şey hala devam eder yani bitmedi düğün ekmeği ve diğerleri onun için her nerdeysen gel bi o memleketim dediğin yere gör hani bitmiş gibi konuşma yada yzarken birazdaha temkinli yaz. yani ordan türkü çağırma orda bir köy var uzakta o köy bizim köyümüzdür gitmesekte görmesekte evt var burda bir köy nedense hala çoğumuzun dilinde köydür benim bizim köyümüz. Ama çok şeyi bitmiş gibi gösteriyon kanımıza dokunuyor. biz kayınna yumurtasıda yiriz güveyi gurtarmasıda yaparız imece usulu komşuyada yardım ederiz. yani daha BİTMEDİİİ
170
Milli Yorumcu
25 Ocak 2010 17:32
- DİKENLİK : Yorucu ve sıcak yaz günlerinde orak ile ekin işlendiği dönemlerde, ekin'in kurtulduğu günlerde, ekin işleyenler ve yardıma gelen imecilerin katılmasıyla yenen akşam yemeğinin adıdır. Yemekte; çorba, su böreği, sini, tavuk, horoz veya çebiç kesilerek davetlilere ikram edilir ve ekin'in yorgunluğu çıkarılırdı.
- HONÇA : Çocuğu olan aileler tarafından gelen misafirlere ikram edilen çetnevirin adıdır. Honça'da lokum, bisküvi, kavurga, nohut, çıtlık, iğde, kenevirli bulgur pişirmesi yanında pelit, fıstık, kuru üzüm gibi kırıntı tabir edilen yemişler ikram edilirdi.
- KÜTÜK DÖKME : Yeni doğan ve erkek çocuğu olan ailelere, akraba, komşu ve arkadaşları tarafından bir torba veya selenin içine kütük (küçük odun) konarak bir ulak (haberci) ile erkek çocuğu oğan ailelere gönderilir ve birde mani'li (şiirli) yazı yazılırdı. Bu yazı da; çocuğuğa methiyeler, övgüler ve gelecekte akıllı, okur-yazar, anasına, babasına, vatan ve milletine hayırlı bir evlat olması temenni edilirdi. çocuğu olan aile bu kütük ile gelen yazıyı alır ve gelen ulağın torbasına veya kütük getirdiği kaba, lokum, bisküvi, kuru üzüm, fıstık, şeker, leblebi, kavurga, kavrulmuş kabak ve karpuz çekirdeği ile evde bulunan çeşitli yiyeceklerden (kuru Yemiş) koyarak gönderirlerdi.
- KÖMBE : Düğün'den önce oğlan evinde düğün yufkası yapılırdı. Düğün yufkasına yardıma gelen ekmekçilere ve gelen misafirlere ekmek olduktan sonra; un,kepek,kenevir,karışımıyla yoğrulan hamurun ocağa gömülerek pişirilmesidir. KÖMBE.
169
ali bekir
25 Ocak 2010 17:11
sayın kemal esgil çok güzel yazmışsın bizde bunu istiyoruz.Konya dışunda olanlar bir resim ve kısa bir haber yaparak atsalar seve seve sitede yayınlarız ama bu güne kadar sadece Hollanda derneği 2 sefer Antalyadan Burak çakır ve Gebzeden ahmet karaburun dışında akörenli, hemşerimiz ne bir haber nede resim gönderdi işte mail adreslerimiz bekliyoruz
akorensitesi@windowslive.com
alibekir47@windowslive.com
alibekir47@gmail.com
bekliyoruz resim ve haber teşekkür ederiz
168
Milli Yorumcu
25 Ocak 2010 16:19
- GÜYEĞİ KURTARMA : Genellikle düğünden bir gün sonra Pazartesi akşamı damadın arkadaşlarına verilen akşam yemeğinin adıdır. Bu yemekte Güyeği (Damat) hizmet eder ve ardaşlarının her isteğini yerine geirmeye çalışırdı. Yemeğe gelen davetliler Güyeği'ye çeşitli şakalar ve eziyetler ederlerdi, bu adettendi kızmak, gücenmek olmazdı.
- KAYNA YUMURTASI : Nişanlılık döneminde, damadın arkadaşlarını da yanına alarak kız evine genelde gündüz (Öğleyin) gidilen ve açılışı sadeyağlı yumurta ile yapılan yemeğin (davetin) adıdır.
- BAYRAM (ODA) YEMEĞİ: Ramazan ve Kurban Bayramı sabahı, mahalle odalarında erkekler tarafından topluca yenilen yemeğin adıdır. Her mahallenin odası vardı, yemeğini alan bu odaya gelir ve büyükler ayrı, küçükler ayrı bir sofraya otururlardı.
- HACI PİLAVI : Hac'dan gelen ve hali vakti yerinde (zengin) olanlar tarafından verilen yemeğin adıdır.
- HACET PİLAVI (YAĞMUR DUASI ve YEMEĞİ: Yağmurun yağmadığı ve mevsimin kurak gittiği zamanlarda (Nisan veya Mayıs aylarında)yapılan, Kur'an okunup, dualar yapılıp, kurbanlar kesilip ve gelen kalabalık ahaliye verilen yemektir. Etli pilav, ayran ve helvadan oluşan ikramlardır.
- FERFENE : Okulların tatile çıktığı günlerde okul arkadaşları tarafından, bazen de askere gidecek olanların kendi aralarında yedikleri ve herkese bir yemek düşmesi ile belirlenen yer veya evlerde yenilen yemeğin adıdır.
- AZIK : Oduna gidenlerin, oğlak gütmeye gidenlerin veya davar kişiğine gidenlerin ortak yediği azıkların (yemeğin) adıdır.
167
Milli Yorumcu
25 Ocak 2010 15:53
Efendim; benim memleketimin de çok güzel adetleri vardı, ama ne yazık ki çoğu kayboldu çoğunun adını dahi unuttuk, bazı adetlerimiz değişime uğrayarak devam ediyor, bazı örf ve adetlerimizin yaşatılması ise parmak ile sayılacak kadar 3- 5 'i geçmez. İşte size Akviran adetlerinden örnekler.
- DÜĞÜN YEMEĞİ : Oğlanevi tarafından düğün sabahı verilen yemeğin adıdır. Davetliler bir kağıda yazılır ve köyün gençleri tarafından sözlü olarak okunur. Okuyucular, okunacak olan şahsın evine varırlar ve "AHMET AĞA, ÇORBAYI MEHMET AĞADA İÇECEĞİZ" nidasıyla seslenirdi. Eski yemekler Ayran Çorbası (Yarmalı Yoğurt Çorbası), Sarma, Tirit, Kuru Fasulye, Ak Helva veya Kara Helva (Pekmez Helvası), yaz günü ise taze üzüm (yaş üzüm), Kuş Üzümlü, Nohutlu, Sadeyağlı, Kırmızı Toz Biberli Bulgur Pilavı ve üzerine haşlanmış bir parça et konur yanında bir tas ayran olurdu.
-KÖYLÜ EKMEĞİ : Oğlan evi tarafından, komşularına, akrabalarına ve yakın eş ve dostuna düğünden 3 veya 4 gün önce verilen akşam yemeğidir. Bu yemeğin amacı yabandan gelen misafir düğüncüler köylü ekmeğine davetli kişilerce ağırlanırdı.
- SANDIK EKMEĞİ : Kız evi tarafından, genellikle nişan veya söz kesimi günü akşamı verilen davetin adıdır. Aynı gün kız evinden bir gurup çocuk oğlan evine MÜJDECİ olarak giderlerdi. Müjdeye gelen çocuklara oğlan evi tarafından para veya mendil verilirdi. Oğlan evinde toplanan davetliler kız evine yemeğe SANDIK EKMEĞİ'ne giderlerdi. Kadınlar ve kızlar toplu halde TALBA çalarak giderlerdi.
166
Kemal ESGİL SAKARYA .SAPANCA
25 Ocak 2010 14:48
hemşerilerim merhaba herkese selamlar sevgiler saygılar bu siteden cok memnunuz fakat fazla haber yazılsa daha iyi olur hep konyadaki hemşerilere yer veriliyor Birazda diger illerdeki köylülerimize yer verilse daha iyi olur hicolmassa kimler nerede oldugunu ne iş yaptıgını bilmekte fayda var saygılşarımla
165
kadir bozdağ
25 Ocak 2010 08:22
Mustafa yerenim rumuzlu yayınlar için önerine katılıyorum.ayrıca özür dilemenede gerek yok kanısındayım. kendinden emin olan kişi asla rumuz kullanmaz gerekte duymaz açıkca senin benim gibi adını yazar ayrıca alibekir kardeşim amaç akörenimizi iyi tanıtırken akörenli hemşerimizi de tanımak istiyoruz onun için rumuzlu yayına sıcak bakmıyoruz. mesajların denetimden geçmesinin bir amacıda bu olmalı bana göre hepinize saygı ve selamlar
164
ali bekir
24 Ocak 2010 09:49
Mustafa yerenim bizim için,önemli değil dostlarımızın yapıcı eleştirilerini biz emir telakki ederiz.önemli olan burada hepimizin yaptığı şey Akörenimizi daha iyi tanıtmak, ama kırmadan dökmeden teşekkür ederim.dostum kendine iyi bak.
163
Milli Yorumcu
24 Ocak 2010 00:41
SAYA SAYMA: Efendim; şimdi tam kışın ortasında Zemherinin içindeyiz. Koca karların yağdığı, komşunun komşuya çıkamadığı, canavarların (Kurtların) adam yediği zaman, aklıma SAYA SAYDIĞIMIZ günler geldi. Uzun kış günlerinde mahalle delikanlıları toplu halde akşam karanlığından sonra ev ev dolaşırlar manilerle saya gezerlerdi. Eve gelen sayacıya hediyeler verilirdi. Un, Bulgur, Pekmez, Sade Yağı, Kuru Üzüm, Kavurga, Leblebi, Yumurta gibi yiyecekler verilirdi. Toplanan yiyecekler önceden kararlaştırılan bir evde topluca yemek yapılır yenirdi. Sadeyağlı Yumurta, Bulgur Pilavı, Kara Halva (Pekmez Helvası), Bulamaç.

SAYA MANİSİ

Saya Saya Salli Beği
Dört Ayağı Nallı Beği
Saya Gelir Sakınır
Demir Düdük Takınır
May'dan Yanı Oturur
Cicili Beşik Götürür
Bir Şekerim Var Ezilecek
Çok Yerim Var Gezilecek
Hediye Verenin Altın Dişli,
Sırma Saçlı Bir Oğlu Olsun
Hediye Vermeyenin Kazma Dişli,
Kerpiç Başlı Bir Kızı Olsun.

SAYAAA SAYAAA..! diye topluca bağırılırdı. Şimdi şu ekonomik krizde tam saya gezmenin zamanı, evde bulgur, pekmez, yağ kalmadı. Sizler Hoşçakalın. Herşey gönlünüzce olsun.
162
MUSTAFA GÖK
23 Ocak 2010 22:46
DÜZELTME
253 nolu yazımda bir husus ile ilgili yorumumda istemeden bir cümle kurmuşum.Yazımı dikkatle bir kez daha okuduğumda bu kelimenin biraz maksadını aştığını farkettim.Yazımın tamamında ne demek istediğim gayet açık ama olsun bu kelime bile beni rahatsız etti.Cümle aynen şu;
-Akören haber sitesi yönetici Sn.AliBekir bey'e hitaben diyorum ki,
"Rumuzlu bundan böyle hiç bir şeyin yayınlanmasına izin vermemelisiniz"
"Vermemelisiniz ile verilmemeli arasında çok fark var.Emirvaki bu davranışımdan dolayı site yöneticisinden özür diliyorum.Bir konuda düşüncemi belirtirken bir kelime ile karşımıdaki kişiye emretmek benim kişiliğime, karakterime yakışmaz.Haddimde değil.Sadece kabul görürse olsa olsa tavsifiye niteliğinde olabilir.Kısaca o cümleyi son şekli ile düzeltmek istiyorum.
Yorumumuda tamamlaması açısından;
-Rumuzlu bundan böyle hiç bir şeyin yayınlanmasına izin verilmemeli"diyorum ve noktayı koyuyorum.
Ayrıca 253 nolu yorumumdan sonra yazılan çizilen ne varsa bugünkü düzeltme yazımın hiçbiri ile alakası olmadığını belirtir herkes gibi bende siteyi dikkatle takip ettiğimi okuduğumu, okumaktan büyük zevk aldığımı belirtmek istiyorum.Neticede sitenin bir yönetici var.Nihai kararı verecek olan kendisidir.Ona bizim şunu yapma bunu yap.Öyle olmaz böyle olur gibi bir diktemiz olamaz.Sadece siz Akörenli Hemşerilerimden yukarıda bahsettiğim cümlenin sonundaki kelimeye aften yazdığımı, özür babında, bilmenizi hasleten rica ediyorum.

Saygılarımla

161
Milli Yorumcu
23 Ocak 2010 20:47
DÜĞÜN ODASI : Bu teknoloji ve medeniyet dediğimiz tek dişi kalmış canavar nelerimizi elimizden almadı ki; bizim kuşakla beraber yok olup giden şimdi ise sembolik olarak göstermelik yapılan bir örf ve adetlerimiz di DÜĞÜN ODASI,
Oğlan evinin yakınında bulunan bir köy odasında tertip edilen ve damadın arkadaşları ile köyün gençleri arasında oyunlar oynayıp şarkı ve türküler söylenen erkeklere has bir eğlence mekanı idi. Düğün akşamı yatsı namazından sonra eğlence faslı başlardı. Çalgıcı var ise daha hareketli, neşeli ve kalabalık olurdu. Önce bayraktar seçilirdi. Bayraktar düğün günü ve Pazartesi gelin yüz açımına kadar bayrağı, taşır, dama diker ve bayrağı çaldırmamak için nöbet tutarlardı. En önemlisi ise sağdıç (damadın yardımcısı, hamisi) seçimidir. Sağdıç bazen 1 kişi bazen birçok kişinin aday olması ile çetin ve mücadeleli geçen bir adaylık yarışmasıydı. Düğün odasına gelen gençlerin verdiği oylarlar en çok oy alan aday sağdıç seçilirdi. Sağdıç seçilen kişi artık düğün odasının organizatörü bir nevi sahibi idi. Damadın yanından ayrılmaz onu kaçırma ve saklamalara karşı uyanık olurdu. Düğün odalarında; Dokuz Ceviz, Lebleb Lebtirmece, Kim Vurdu, Kayış Oyunu, Camız Bortlatma, Körük, Ceketin Kolundan Yıldızları Sayma, Kalaycı, Nereden Çıktım, Terzi (Ölçü Alma), Yumurta Saklama, Köşe Taşı gibi eğlendirici ve güldürücü oyunlar oynanırdı.Çalgıcıların çalmış olduğu Bozkır oyun havalarının eşliğinde kaşık oyuncuları da pek meşhurdu. Akviran'da da iyi kaşık oyuncuları vardı.
160
Milli Yorumcu
23 Ocak 2010 19:52
Milli Yorumcu, Akviran'da bu kadar işler yaptıda; Akviran'dan çıktıktan sonra bakalım neler yaptı.
- Konya'da Etliekmekçi,
- Rize'de Çaycı,
- Trabzon'da Balıkçı,
- Zonguldak'ta Kömürcü,
- Bolu'da Ahçı,
- İstanbul'da Futbolcu,
- İzmir'de Denizci,
- Kayseri'de Esnaf,
- Adana'da Kebabçı,
- Antep'te Lahmacuncu,
- Urfa'da Çiğ Köfteci,
- Hatay'da Künefeci,
- Erzurum'da Kasap,
- Ankara'da Siyasetçi,
olarak bir müddet görev yaptı. Sınıf atlama mücadelesi içinde geçen ömrünün bir bölümünde de;
- Körler Çarşısında Ayna Sattı,
- Keller Pazarında Tarak Tezgahı Açtı,
- Sağırlar Lokalinde Türkü Söyledi,
fakat feleğin sillesi burda da okkalı oldu ve iflas etti. Daha sonra muhtelif ebatlarda bir çuval takma diş yaptırdı ve köy, köy, kasaba, kasaba, dolaşarak takma diş sattı, ne garip ki; bu işte tutmadı. Daha sonra "Dertli Aşık" rumuzuyla çarşı ve pazarlarda, okul önlerinde, mahalle aralarında kendi yazmış olduğu dramatik DESTAN sattı. Bu işte olmadı, çünkü detanı okuyupta üzüntüden bayılanlardan parasını alamadı. Eeeee! bu kadar yeter herşeyi biz yapacağızda diğer işleri kim yapacak. "BAKİ KALAN BU KUBBEDE BİR HOŞ SADA İMİŞ" efendim biz sizleri çok seviyoruz.
159
Milli Yorumcu
23 Ocak 2010 19:21
Sayın hemşehrilerim, 269 nolu mesaj'da AVRENLİ rumuzuyla görüş yazan hemşehrimiz, Milli Yorumcu'nun ne iş yaptığını soruyor. Ahh..! keşke hiç sormasaydın damardan girdin be hemşehrim, işte zurnanın zırt dediği yere geldik. Milli Yorumcu her Akviran'lı gibi ilk ve orta tahsilini Akviran'da tamamladıktan sonra gurbet hayatına başladı. Akviran'da çamur kardı, kerpiç kesti, deste attı, ekin işledi, düğen sürdü, beş eşşekle oduna gitti, sarnıçlara kar basmaya gitti, 1969 Erik Alanı sarnıçları yapılırken eşekle kum ve çimento çekti, kızlar bulgur çekerken safiya saydı, yuvakla dam yuvdu, kar kürüdü, kırık testileri lökledi, yırtık kürdünleri yamadı, kengi tepti, şişe çekti, ilancık çetti, sülük vurdu, yaralara pişik soğan sardı, dağda kaybolan hayvanlara kurtağzı bağladı (faydası olmadı ama neyse), aktoprak getirdi, sarıtoprak kazdı, çöğen söktü, hırtlak çaldı, üzüm tepti, pekmez kaynattı, tahrana yaptı, bulgur kaynattı, un üğüttü, tufran yaydı, Dede Korkut dediğinden; "Av Avladı Soy Soyladı", mısırga çaldı, köpek taşladı, "Çalışma Odası" diye kapısına yazı yazdığımız evde kağıt oynadık, hergele önüne çıktık, davar ayırdık, koç kattık, koyun kırktık, oğlak güttük, davar kişiğine gittik, amelelik yaptık, yalan söylemeyelim uzun bir sırığın ucuna kova takıp helayı temizledik, Buyruğun yazlık bahar sinemasında "Şafakta Vuruşanlar" adlı avantür filmleri seyrettik, ineğimiz buzaladığında konu komşuya AĞIZ dağıttık, düğünlerde elimizde okuyucu kağıdı ile kapı seçmece adam okuduk...!
158
alpren
23 Ocak 2010 17:18
SAYIN ALI BEKIR ABIME SAYGI VE SELAM LAR

KENDISINE COK TESEKUR EDERIM KENDISINDEN YÜCRABBIM RAZI OLSUN´BIZLER UZAKTA YASIYORUZ ALI BEKIR ABIMIN SAYA SIN DE KÖYDEN HABER ALIYORUZ. ALI BEKIR
ABI KIMSENIN SÖZÜNE BAKMA OLUR BÖYLE SEYLER BIR KASA ELMASANDIGININ ICINDE BAZEN CÜRÜKLER OLABILIR -BIR HATAM VARSA SENDEN ÖZÜRDILERIM - ENGELLER OLSADA YOLA DEVAM :SAYGI SELAMLAR
157
ali bekir
23 Ocak 2010 11:52
sayın yorumcular yorum yapıyorda biraz düşünmeden yazıyor galiba bu site günlük yaklaşık 2 haber yapıyor.Akören gibi bir ilçede günlük 2 haber çıkarmak biraz zor.ikincisi burada yorum yapan arkadaşlar insaf yahu 1 tane haber atmamışsın bir tane resim atmamışsın eleştirmek kadar kolay bir iş yoktur dünyada sadece eleştir.üçüncü konu 25 kişilik akören gurubu hep bunları haber yapıyorsun diyor.insaf yahu 25 akörenli bir araya gelmiş bundan daha iyi haber olurmu.Günümüzde apartman toplantılarında bile 3 kişi bir araya gelemiyor.Burada 25 akörenli bir araya gelmiş.ben haber yaparım kaldıkı burada toplantılar için Akören için iyi şeyler konuşulur iyi şeyler yapılamya çalışılır.Örnekmi istiyorsunuz.Bir ara Akören mezarlıkları temizliği böyle bir toplantıda karar alındı ve yapıldı.Abdurrahman sarnıçlarındaki ev böyle bir toplantıda karar alındı ve yapıldı.iyi şeylerde oluyor bu toplantılarda.dördüncü ali bekir bunlarımı takip ediyor diye yazan arkadaş sen 5 akörenliyle böyle bir toplantı yap konya da orayada gelirim.saygılarımla.
156
GEH GEH GEH
23 Ocak 2010 01:46
SLM ARKADAŞLAR HERKESE ÖNCELİKLE KİMSENİN AVUKATLIĞINI YAPMIYORUM BUNU BİLESİNİZ. DER SÖZLERİME GEÇİYİM. A. BEKİR KARDEŞ BU İŞİ HOBİ OLARAK YAPIYOR. YANİ MADDİ YÖNDEN HİÇ BİR KARI YOK BEN BİLİYORUM. YANİ NEYİ YAYINLAYIP NEYİ YAYINLAMADIĞI KİMSEYİ ENTERESAN ETMEZ DİYE DÜŞÜNÜYORUM. KIZMAYINDA YANİ BEĞENMEYEN STEYE GİRMEZ BOYKOT YAPAR. AMA SİZ HABER GÖNDERDİYSENİZDE YAYINLAMADIYSA O ZAMAN SÖZLERİMİ GERİ ALIYORUM. BAZEN BENDE KIZIYORUM SİZLER GİBİ AMA HER GÜNDE GİRERİM STEYE.HUY EDİNMİŞİZ YANİ KISKANÇLIĞI BIRAKALIM KENDİ RESMİMİZ ÇIKSA SEVİNİYORUZ AHA BEN ÇIKMIŞIM HABERLERDE DİYE AMA DEVAMLI AYNI KİŞİLERİ GÖRMEK SİZİ ÜZÜYOR.BİRDE BUNUN YURT DIŞI AYAĞI VAR YURT DIŞINDAN ÇOK ARKADAŞLARIMIZ GİRİYOR STEYE ONLARA SAYGI GÖSTERELİM. YANİ KISACASI BU STE A.BEKİRİN DİLEYEN GİRER DİLEYEN GİRMEZ. RAHAT BIRAKIN SİYASET YOK NE GÜZEL. SENDE GEL BURAYA YAZ ANLAT Bİ FIKRA MİLLET GÜLSÜN CANIM KARDEŞİM. VALLA İLERİMİ GİTTİM NE TAM AVUKAT OLDUK HERHALDE AMA DOĞRUSU BU. ÇOK SABRETTİM YAZMIYIM DİYE AMA DİLİM ŞİŞTİ DAYANAMADIM.AKÖRENİMİZİN NESİ VAR BİR A.BEKİRİMİZ VAR. AMA BENDE BİR STE KURACAĞIM STENİN BAŞINA YAZACAM AŞIK OLMAYAN GİREMEZ DİYE GENÇLERE YAPACAĞIM STEYİ.NEYSE YANLIŞ SÖZ ETTİYSEM AFFOLA. KUSURUMA BAKMAYIN.HERKESE SELAMLAR.
155
UZAKLAR
22 Ocak 2010 22:23
SELAM SAYGIDEĞER AKÖRENLİLER. ALİBEKİRBEY TEŞEKKÜRLER, SİTENİZİ HERGÜN TAKİP EDİYORUM,SAĞOLUN VAROLUN. BİRAZDA AKÖRENİN İÇİNDEN HABERLER VERSENİZ, SİZİ ELEŞTİRENLEREDE DİYORSUNUZKİ,SİZLER RESİM ATTINIZDA BİZMİ YAYINLAMADIK,SİTE SİZİN HABERLERİ TOPLAMAKDA SİZE DÜŞER,DEMİ YANİ, YİNEDE TEŞEKKÜRLER. BU ARADA MİLLİ YORUMCU, BENİM TAHMİNİME GÖRE MUSTAFA ARICI ABİMİZ, YANILIYOR OLABİLİRİM, EĞER MUSTAFA ABİMİZ DEĞİLSE BEN DEĞİLİM DER. SAYGILARIMLA.
154
AVRENLİ
22 Ocak 2010 18:56
Milli Yorumcuyu ilgi ile takip ediyorum. Gerçekten espri kabiliyeti, olaylara mizahi yaklaşımı muhteşem, tebrik ediyorum. Sadece kendisinin ne işle meşgul olduğunu yazarsa bir ipucu vermiş olur. Ankara'dan selamlar.
153
tomas hacı mehmet akın
22 Ocak 2010 15:41
arkadaş ben ne zaman akören sitesini açsam bu ekıbı görüyorum bunlar hadi eglenıyorlarda ali bekirde bunlarımı takıp edip duruyor
152
avcı ali
22 Ocak 2010 12:38
selam.soycaklar petrol'a ve tüm Akörenlilere hayırlı günler dilerim.
151
gurbetten bir akörenli
21 Ocak 2010 16:27
sayın ali bekir abi
siteniz ilk önce çok harika olmuş
bişey söyleyecem sitedeki resimlerin
%90 nu açılmıyo acaba büyük formatta olduğu içinmidir.?
saygılarımla
150
SOYCAKLAR PETROL LTD. ŞTİ.
21 Ocak 2010 14:22
Öncelikle ALİ BEKİR abiye bu tür çalışmalarından dolayı teşekkürlerimizi sunarız. Mustafa GÖK abimizede, babamızı saygı ve rahmetle andığı için Soycaklar ailesi olarak çok teşekkür ediyoruz.Bizim hizmet ve ticaret anlayışımızı doğru şekilde yorumladığından dolayıda ayrıca kendisine teşekkür ediyor ve Akören'e geldiğinizde,Soycaklar Petrol'le çay içmeye bekleriz.
149
Milli Yorumcu
21 Ocak 2010 12:18
Bir zamanlar bizim oyuncağımız yoktu (uzaktan kumandalı arabalar, genboylar, elektronik oyun cihazları, ışık saçan tabancalar, ağlayan bebekler, akülü arabalar ve bunlara benzer teknoloji ürünü her türlü oyuncaklar), biz oyun ve oyuncaklarımızı kendimiz yaratır ve kendimiz oynardık.
- Uçurtma uçurmak,
- Çellik-Çomak oynama,
- Telden araba yapmak,
- Kaymıcık kaymak,
- Günaşık (Ayçiçeği) kafalarından çok tekerli arabalar yapmak,
- Kabak'tan araba yapmak,
- Yumurta boyama,
- Ferfene (ortak yemek yemek)
- Kışın At kuyruğundan tuzak kurmak (Karatavuk veya Sığırcık avı için),
- Öküz kıllarının elde yoğrulmasıyla yapılan birnevi dolma top (kıllı top), oyun başlarken topu atacak olan oyuncu "ağam kaçan kaçar, kaçamayan kıllı topu yer" diye bağırırdı.
- Haaa! birde ÇEMBER sürme vardı. At arablarının tekerinin göbeğinden çıkarılan demir çemberler, uzun bir tel ile sürürülür çıkardığı ses taaa uzaklardan duyulurdu. Sakın; çemberi Rahmetli Hacımarın Amadın dükkanının önünde sürme, önce kibarca sorar oğlum o sürdüğün ne diye; çocuk (Konya'dan gelmiştir şehir çocuğu) cevap verir ŞINGIRDAK, ŞINGIRDAK; hiddetlenen bakkal Hacımarın Amat çocuğa bağırır. Hay avradını ...!, git onu anayın a..ında sür. Ne olduğunu anlamayan çocuk korkudan soluğu ebesinin evinde alırdı.
Efendim; her ne kadar "Zülf-i Yare" dokunduk ise affola.
148
kadir bozdag
21 Ocak 2010 08:05
mustafa yerenim ben h.ibrahim karakoçla görüştüm ben degilim diyor oda seningibi merak ediyor selamlar
147
BİLAL PANCAR
20 Ocak 2010 22:13
DEĞERLİ AKVİRAN'LI HEMŞERİLERİM;
KARAMAN'DAN TÜM AKVİRAN'LI HEMŞERİLERİME KUCAK DOLUSU SAYGI VE SEVGİLERİMİ GÖNDERİYORUM.EN KISA ZAMANDA GÖRÜŞMEK DİLEĞİYLE...
146
abdurrahman
20 Ocak 2010 19:23
milli yorumcunun ağzına diline sağlık ne güzel yazmış akörenimizi ne kadar güzel şeylerinden bahsetmiş milli yorumcuya başarılar dilerim
145
caglarken
20 Ocak 2010 18:41
milli yorumcu abimiz sanırım akörene pek uğradığı yok kimsenin bişey olduğuda yok. sen merak etme gel biz hala yiriz nahut duzlugara gavurga hamurluekmek :}}
144
MUSTAFA GÖK
20 Ocak 2010 17:16
Ömer Eğren kardeşimi tebrik ve takdir ediyorum.Milli Yorumcumuzun adını deşifre edip etmemeleri kendi takdirleridir. Affına sığınarak bu ismi ben açıklıyorum.Milli Yorumcumuz olsa olsa iyi bir arkadaşım geçmişimizde çok kere birlikte beraber olduğumuz dost, insan canlısı yerenim Halil İbrahim KARAKOÇ olduğunu tahmin ediyor ve söylüyorum.Şayet kendileri değilse, o zaman ben değilim der.Yoksa, bugünden itibaren bu siteden kendilerini,
-Milli Yorumcumuz olarak ilan ediyorum..
-Site ve tüm Akörenlilere duyrulur.

Not:H.İbrahim KARAKOÇ'lada uzun bir zamandır canlı görüşmedik. Bundan böyle rumuzlu mailler konusunda herhangi bir yorum yapmayacağım.

Saygılarımla..
Defter | Ziyaretçi Defteri | Haberler | Konular |   -   Yönetim